Islam Dunyasi Paramparca ..!

Dünya haritasını önümüze alıp bir bir işaretleyelim. Nerelerde savaş var? İşgal eden ülkeler kimler? Savunanlar kimler? İşgal edenlerle işbirliği yapanlar kimler? Bu soruların cevaplarını hep birlikte arayalım. Aslında pek aramaya da gerek yok. Çünkü dünya artık çok küçük. Olanlar anında izlenebiliyor.

Türkiye'nin yakınından başlayalım. Kuzeyde Kuzey Kafkasya Rusya'nın işgali altında işgal edenler Hırıstiyanlar, bağımsızlık için direnen ve savaşanlar Müslümanlar. İşgalcilerle işbirliği yapanlar ; aslında Çeçen veya diğer Müslüman Kafkas Halklarından olmayıp, o halkların içine yerleşmiş, Sürgün sırasında Kafkasya'nın boş bölgelerine yerleştirilmiş musevi asılllı aileler ( bizdeki sabataylar gibi). Bu aileler sürgünden geri dönen Müslümanların hoşgörüsü içinde yaşamaya devam etmiş ve ailelerle o milletle kaynaşmış ve adeta o milletten olmuş insanlar. Özellikle Çerkeslerdeki soylu ailelerin köle olarak aldıkları yabancılar daha sonra o ailenin adını da kullanarak milletin asli unsurları haline gelmişler.Bu tür insanlar sovyetlerin dinsizleştirme politikaları içinde eğitilmiş, yetiştirilmiş, hatta din adamı rolü verilmiş ve Kafkas Halklarını ateistleştirme çabalarında görevlendirilmişlerdir. Bu tür dinsiz din adamlarının kabulgörülebilme ihtimallerinden birincisi; müftü imam gibi din adamı kimlikli olmaları, ikincisi ise Kuran-ı Kerim'i öğrenip arapça konuşup açıklamalarını kendi dilleriyle yapabilecek şekilde eğitim görmeleri idi ve hala bunlar geçerli. Bunlar Allah'ın ayetlerini çarpıtarak anlatmakta ve ayetlerin bir kısmını kabul edip bir kısmını inkar etmektedirler. Allah'ın ayetinin yorumunu kendi çıkarı doğrultusunda yaparak adeta kendi kafalarında oluşturdukları dini İslamın kendisi gibi anlatmaktadırlar. Bu tür bozguncular ve işbirlikçileri için İslam düşmanı unsurlar da bol miktarda maddi kaynak aktardıkları için dünyaları firavunların, karunun hayatı gibi olmaktadır. Bu anlayış şu anda Rusya'da hakim bir anlayış. İşte bu dinsiz ve korkak insanlar işgalciyle işbirliği içinde kendilerinden olduklarını söyledikleri halklarını ezmekte, öldürmekte kendi halkına yapılan soykırıma ortak olmaktadırlar. Diğer Müslümanlar da maalesef bu soyu belli olmayan İslamda münafık tabir edilen insanların söylemlerine kanmakta ve vatanını,milletini,namusunu, dinini korumaya çalışan mücahitlere yardım etmemektedirler.

 

Bu korku o derece etkili olmuştur ki, beş vakit abdestli namazlı Müslümanlar  dahi hem içerde hem dışarda Kafkas Emirliği İslam Devleti ismini kabul etmekte zorlanmaktadırlar. İslam kelimesinden korkmaktadırlar. Mensubu bulkunduğu İslam Dini ile şereflendiğinin farkında olan Müslüman için bu korku nedendir. Bir türlü anlam veremem. Rabbim Allah( cc), Kitabım Kur'an,Peygamberim Hz. Muhammed Mustafa SAV. velhasıl dinim İslam diyebilenin Dünyadan korkusu İslam kelimesinin kullanılmasından korkusu çok ama çok düşündürücüdür. Bu korku o derece, Müslümanların özellikle de bazı Cemaaat önderlerinin üzerinde etkili olmuştur ki; İslam Dini geldikten sonra hükümsüz kalmış din mensuplarını kendilerine eşit muhatap kabul etmişlerdir. Bu durum özellikle bugün işgal altında olan Filistin Cemaatları arasındaki keskin ayrılıklarla belirginleşmiştir. Yaser Arafat'ın kurduğu El-Fetih ile Hamas arasındaki ayrılıkta da bu temel anlayış yatmaktadır.Ayrıca Filistinde birçok küçük ayrı gurup vardır. Bunlardan bir kısmı kendini Müslümanların temsilcileri sayarken, sürekli batı ile doğrudan işbirliğinde olan, İsrail ile dolaylı işbirliğinde olan Yaser Arafat yanlıları olan El-Fetih te kendini Müslümanların temsilcisi saymaktadır.Filistin paramparçadır. Birinci Dünya savaşında Osmanlıya karşı  işgalcilerle işbirliği yapan Arapların birkısmı da kendini Müslüman olduğunu söylerken, İsrail kurulurken Filistini para karşılığında sokak sokak, mahalle mahalle satan Filistinliler de kendilerini Müslüman kabul etmektedirler. Şu anda da İsrail Gazze'yi işgal ederken yüzlerce Müslümanı katlederken Filistin içindeki gruplar Haması suçlamaktadırlar. Uluslararsı örgütler BM vs. bu işgali yaptırmadan da Hamas eğer hata yapıyorsa görüşmelerle hatasından pekala döndürebilirlerdi. İlginçtir, Türkiye Başbakanı ve Cumhurbaşkanı bu işgalin durdurulması için yoğun çaba harcarken, Arap ülkeleri ve Filistindeki diğer gruplar önce susmuş; ABD ve AB desteklemiş işgali, İnsaf sahibi hırıstiyanlar da işgale karşı gösteriler yapmaya başlayınca Arap ülkelerinden ve Avrupa devletlerinden de tepkiler başlamıştır. Bütün bu kınamalara tepkilere rağmen işgal devam etmekte ve direnen hala Hamas'tır. Kuzeyde Lübnan'da bulunan Hizbullah'ın sesi çıkmamıştır. Diğer gruplar direnişe katkıda bulunmamaktadır.

 

Bir avuç yahudi Dünya ile alay edercesine masum Müslümanları katletmektedir.Birkısım çok akıllı ! insanlar ise İsrail'in soykırım yapması karşısında hala akıllı hareket etmek gerektiğini, israil'in yüzlerce Müslüman'ı öldürmesine karşı silahla cevap vermenin doğru olmadığını anlatmaya çalışmaktadırlar. Bu tür!ler herhalde ülkeleri işgal edilse ailelerinin yarısı katledilse, o anda da elinde çok silahı olsa diyecek ki " akıllı olalım silahla saldırıp milletimi -ailemi yok edene karşı diz çökelim yalvaralım ama silahla karşılık vermeyelim". Yok akıllı beyler böyle birşey, tarihin hiçbir safhasında da görülmedi. Tarih boyunca savaşlar oldu. Bir taraf yendi, bir taraf yenildi. Yenilen her zaman esir oldu. Esir olanların bir kısmı ayaklandı istiklallerini kazandı ve kendi bayraklarını göklere kaldırdılar. Ayaklanmayıp kaderine razı olanlar ise yenen milletin içinde eriyip gittiler. Müslümanların da parça parça eriyip gitmemeleri için hem manevi, hem de maddi birbirlerine bugünden destek olmaları şarttır. Bunun başka bir alternatifi de yoktur. Filistin'de direniş biterse saldırı Suriye'ye başlayacaktır. Orada da biterse hedef  vadedilmiş ! topraklardır.Kafkasya'daki direniş bitese de Rusya'daki Musevilerin de hedefi Vadedilmiş topraklar, ortodoksların hedefi de hala bizans dedikleri ve alma hayali kurdukları İstanbul'dur. Anadolu'nun hakimi Dünya da her dönemde sözsahibi olmuştur. İslam en geniş sınırlarını da Anadolu'ya hakim Osmanlı ile bulmuştur. Zaten Osmanlı yok olmuş yerine paramparça 23 devlet kurulmuş, bu devletlerin Müslüman olanları da adeta mahalle büyüklüğü kadar parçalanmaya devam ediyor. Batı Hırıstiyanlık inancı çevresinde Yahudilerle işbirliği içinde Müslümanlara saldırıyor. Kimse bunu dillendirmek istemiyor ama dünyadaki savaşların tamamı ekonomik nedenler gibi görülmekle birlikte aslen inançlar savaşı. Batının İslam Dünyasına yutturmaya çalıştığı Hümanizm kendinde hiçbir zaman olmadı. Hırıstiyanlık ve Yahudilik arasındaki birliktelik, İslam Dünyasındaki parçalanmışlık ;insanlık için en büyük tehlike bence .Müslüman ülkelere saldıran terör örgütlerinden ele geçirilen silah ve lojistik mallara bakınca bu gayet açık görülür. O ülkenin müttefikleri bile bu örgütlere destek vermişlerdir. Ama bir Müslüman ülkeden bir Müslüman, başka bir Müslüman Ülkenin işgaline karşı direnişe yardım için gittiği anlaşılırsa hırıstiyanlık dünyasında kıyamet kopar. Sanki onu devlet göndermiş gibi devletleri suçlarlar. Halbuki o vatandaş sırf Müslümana yapılan zulme razı olmadığı için kendi gayretiyle Allah rızası için o cihada katılmıştır.

 

Müslüman ülkelere sığınan mücahidlerde Müslümanların iman farklılıklarından ve cemaat uçurumlarından dolayı güvenlik içerisinde olamazlar. Koskoca dediğiniz devletler ki dini İslamdır bunların. Kiminin anayasasında yazılı, kimin yazılı değil. Mültecilerde her zaman şu endişe vardır: Ya beni düşmana teslim ederlerse. Halbuki Müslüman bir ülkeye sığınmış bir mülteci ömürboyu bir rahatlık ve güvenlik duyabilmeli. Müslüman Devletler de provakasyoncuların oyunlarına kanıp, bu kendilerine Allah emaneti olan insanları Hırıstiyan ve Yahudi işgalci düşmanlara teslim etmemelidirler. Osmanlı tarihte Yahudilere ve Hırıstiyanlara bile güvenlik ülkesi olmuştur. Hırıstiyanların İspanya'da yahudilere yaptığı soykırımdan Yahudileri Osmanlı kurtarmıştır.Daha birçok örnek vardır.Bugün maalesef Avrupa Müslümanları asimile edip kendi içinde kaybetmek için mülteci kabul etmekte.Arada da diğer hırıstiyan ülkeye jest yapmak için bazı Müslümanları yem olarak teslim etmektedir.İspanya'nın yaptığı gibi.Müslüman ülkeler ise kendine sığınan kardeşlerine mülteci statüsü vermemektedirler. Bu savunmasız ve korunmasız insanlara o ülkelerin müslüman halkları bakmaktadırlar, bağırlarına basmaktadırlar.

 

Sözü uzatmamak gerekirse; Irak, Afganistan, Çin-Uygur Bölgesi hep işgal altında ve hepsi Müslüman ve hepsi paramparça.Yahudi-Hırıstiyan İşbirliğine karşı Müslümanlar paramparça. Allah'ın dünyada birbirine sahip çıkan Müslümanların sayısını artırması dileğiyle ve Allah'ın selamıyla kalın.


Ramazan ÖZIŞIN