T E V H I D     Y A Z I L A R I 

Sefaat Allah`indir. cc. / Tevhid Hakimiyet Kimin ..! / Tevhid
Musrik Toplum / Tevhid Muslumaniz Elhamdulillah / Tevhid

 

Müşrik Toplum



            
Yeryüzünde en büyük cinayet. Allah'a birtakım ortaklar bulup O'na sirk koşmak suretiyle müşrik olmaktır. Muşriklik sadece ferdi bir cinayet değildir. Aksine müşriklik ferdi olmakla birlikte sosyal ve siyasal boyutları bulunan bir cinayettir. Yani ferdler müşrik oldukları gibi, toplumlar ve devletler de müşrik olurlar. Tek Allah'a kul olma inananın dışında ortaya çıkmış tüm toplumlar, müşrik toplumlardır. Müşrik toplum; şirk akidesine göre örgütlenip devlet haline gelen ve Allah'a iman ile birlikte şirki ve şirkin meyvası olan beşeri kanunları, şeriat ile çelişen Örf ve adetleri tatbik eden toplumdur. Allah-ü Teala şöyle buyuruyor:



"Allak buyurdu ki: "İki ilah edinmeyin. O tek îlahtir. Sırf benden korkunuz. Göklerde ve yerde ne varsa O`nun İçindir* Din her zaman O` nun içindir* Yoksa Allah`dan başkasından mı korkuyorsunuz?" (1)

Dikkat edilirse Allah'tan başkasından korkmak. Allah'a iman etmekle birlikte bir başkasının kanunlarini uygulamak ve isteyerek hayatı bağlamak çabası içerisinde bulunan bir toplum, şirkin üzerinde olan toplumdur. Müşrik toplum. Islamsız devletin saltanatına rıza gösteren toplumdur.


Bilindiği gibi, Islamsız devlet; vahşetin rahmete galebesidir. Islamsız devlet; sosyal ve siyasal yönde örgütlenmiş şirkin beşeriyetin hayatında hükümran olmasıdır. Islamsız devlet; insanlara hizmet eden değil, insanların kendisine hizmet ettikleri bir puttur. İslamsız devlet; barışı savaşa boğduran bir harb devletidir. İslamsız devlet; hürriyetin köleliğe dönüşmesi varlığı, ıslahın fesada dönüşmesi ise sağlığı olan bir devlettir, İslamsız devlet; barış ve hukuku tanımayan devlettir. Tabu ki, devlet İslamsız olunca; barisın yerini savaş alır.


Bunun İçin diyoruz ki müşrik toplum; itikaden ve amelen sarhoş olanlardan meydana gelmiş olan toplumdur. Müşrik toplum; ibadet kasdı taşıyan davranışları Allah'tan başkasına arzeden bir cahiliyye toplumudur. Bilindiği gibi cahiliyye toplumu, müsluman toplumun dışında kalan her çeşit toplumdur. Objektif bir tarif yapmak istersek söyle bir tarif yapabiliriz: Cahiliyye toplumu; gerek inanç ve düşünce tarzında; gerek ibadet kasdı taşıyan davranışlarda ve gerekse hukuki yasalarda belirecek ortaksız Allah'a kul olma İlkesine dayanmayan bir toplumdur.


Böyle bir tarife göre günümüzde fiilen varolan birçok toplumlar, "Cahiliyye Toplumu katagorisine girer! Objektif tarifimize göre cahiliyye toplumu katagorisine Hindistan'da, Japonya'da, Filipinlerde ve Afrika'da hâlâ varlığını sürdüren putperest toplumlar da girer. Önce Allah'dan başkasını ilahlaştımıa Allah'ın yanına başka bir güç kaynağı katmanın veya Allah'dan başka bir güç kaynağını tek başına ilahlaştırmanin hiçbir farkı yok- ilkesine dayanan inanç anlayışları yüzünden, Dinci olarak da ibadet kasdı taşıyan davranışları ululuğuna inanılan çeşitli ilah ve putlara takdim etmeleri için. Bu toplumlar, bu iki gerekçe yanında Allah 'dan ve O'nun yasasından başka bir kaynağa dayanan sosyal düzen ve hukuk sistemleri yüzünden de cahiliyye toplumu sınıfına girerler. Söz konusu sosyal düzen ve yasalar ister mabedlere, kahinlere, hatıl din simsarlarına, büyüklere dayansın, isterse bu yetki Allah'ın yasasına başvurmaksızın yasa koyma selahiyyeüne sahip sivil bir kurula havale ediliş olsun.

 

Yani ya "Halk" adına veya "Parti' adına veya başka bir şey adına. Yüce egemenlik, ancak Ulu Allah'a aittir ve ancak O'nun Resulü tarafından tebliğ edilen metod uyarınca kullanılabilir. Yine yukarıdaki tarifimize göre "Cahiliyye Toplumu'1 kategorisine yeryüzünün çeşitli yörelerindeki Yahudi ve Hnstiyan toplumlar da girer. Bu toplumların cahiliyye sınıfına girmesinin birinci gerekçesi, Allah`i Uluhiyyette tek kabul etmeyerek O`na çeşitli biçimlerde ortak koşmaları şeklindeki sapık inanç anlayışıdır.

 
Bu ortak koşmak, ister O'na oğul isnad ederek veya O'nu üç (teslis) sayarak olsun, isterse Ulu Allah'ın zatı hakkında gerçeğe aykırı düşünceler ileri sürerek yahut O'nunla yarattıkları arasında gerçeğe uymayan görüşlere sahip olmak suretiyle olsun, . Bu toplumlar sapık ve aslından uzaklaştırılmış inanç anlayışlarına dayanan ibadet maksatlı davranışlarından, merasimlerinden ve batıl geleneklerinden dolayı da cahileyye sınıfına girerler. Ayrıca sosyal düzenleri ile yasalarından ötürü de bu katagoriye girerler. Çünkü bu kurumların tümü onların anlayışlarına göre Allah'ın egemenlik hakkını tanıyarak otoriteyi O'nun şeriatına dayandırmak suretiyle tek Allah'a kul olma ilkesi üzerine kurulmuş değildir. Tam tersine aslında yalnız Allah'a ait olan egemenlik yetkisine sahip olduğu ileri sürülen bir takım kurallar bu kurumları meydana getirmektedirler. Zaten egemenlik hakkını papazlara ve keşişlere tanıdıkları İçin, bunlar da kendi düzmecelerini onlara kanun olarak sundukları ve onlarda papazlar ve keşişler tarafından düzülmüş bu kanunları benimsedikleri İçin, Aliah-ü Teala çok eskiden onları kınamıştır. Allah-ü Teala buyuruyor;

 

"Allah'ı bir yana bırakarak keşişlerini ve papazlarını Rablar edindiler. Meryemoğlu Mesih'i de. Oysa ki} onlara sırf tek Allah'a kul olmak emredilmişti. Ki Ondan başka ilah yoktur. Onların koştukları ortaklardan münezzehtir." (2)

 

Oysa ki, onlar keşişlerini ve papazlarını ilah olduğuna inanmış değillerdi. İbadet kasdı taşıyan davranışlarını da onlara takdim etmiyorlardı. Onlara sadece bu kimselere egemenlik hakkı tanıyor ve Allah'ın iznine dayanmaksızın halk için koydukları yasaları benimsiyorlardı. Egemenlik yetkisini keşiş ve papaz olmayan bazı başka kimselere havale etliklerine göre Yahudi ve Ilnstiyanlar bugün kınanmaya daha çok layıktırlar. Cahiliyye toplumu katagorisine günümüzde kendilerini müsliiman sanan toplumlar da girer. Bu Toplumların cahiliyye toplumu sınıfına girmesi Allah'tan başkasının uluhiyyetine inandıkları için veya ibadet maksadı taşıyan davranışları. Allah'tan başkasına sundukları için değildir. Bu toplumlar, hayat düzenlerine tek Allah'a kul olma ilkesini benimsemedikleri için bu sınıfa girerler. Bu toplumlar, her ne kadar Allah'tan başka hiç kimsenin uluhiyyetine inanmıyorlarsa da, uluhiyyetin başta gelen özelliğini Allah'tan başkasına yakıştırarak Allah'tan başkasının egemenliğini tanımakta ve sosya! düzenlerini, kanunlarını bu yetkisiz egemenlik kaynagina dayandırmaktadırlar. Kendi Kendine "Müslüman" diyen bu toplumların bazısı açıkça "Laik' olduğunu, kesin olarak dinle hiçbir ilgisi olmadıklarını açıklıyor. Bazıları ise dine saygılı" olduğunu ifade ediyor. Fakat "gaybi* inkar ettiklerini ifade ederek "ilmîlik" ilkesinin dinle bağdaşmayacağını İleri sürüp sosyal düzenini "ilmilik" prensibine dayandırıyor. Bu, ancak bir cahilin ağzından çıkabilecek olan ahmakça bir saplantıdır. Bazıları ise egemenliğini fiilen Allah'tan başkasına dayandırarak keyfine göre kanun koyar, sonra da arkasından kendi keyfine göre koyduğu yasalara "bunlar Allah'ın şeriatıdır'* der.


Bunların tümü. tek Allah'a kul olma ilkesine dayanmamakla ortak ve birbirisinin aynisıdırlar. Bu durum ortaya çıkınca. İslam'ın bu cahiliyye toplumlarının tümüne karşı takındığı tavır, aynı cümle İle ifade edilebilir- İslamiyet, kendi ölçüsüne göre bu toplumların tümünün İslamlığını, şeriata uygunluk iddialarını reddeder: İslam bu toplumların taşıdığı çeşitli unvanlara, yaftalara ve ileri sürdükleri sloganlara bakmaz. Bunların tümü tek bir gerçekte birleşir.


O da bu toplumların hayat tarzı kamil manada tek Allah'a kul olma ilkesine dayanmamaktadır. Bu yüzden bu toplumlar, diğer toplumlar gibi, aynı nitelikte, "cahiliyye toplumu" olma niteliğinde birleşirler. (3) Yani tek Allah'a kul olma ve tek Allah'ın nizamına göre inanma ve yaşama olayını gerçekleştiremeyen toplumların isim ve unvanları ne olursa olsun, o toplumlar birer sirk toplumudurlar. Şunu bilmekte fayda vardır: Kurana ters kanunları uyduran parlementerlere teslim eden toplumlar; islam toplumu değil, birer şirk anıtıdırlar Fıtri cazibelerini kaybetmiş birer putperstlik yumağıdırlar. Hakiki ilahlarını kaybetmiş birer müşrik toplumdurlar. Müşrik toplum, Allah'ın bazı kanunlarına inanan ve bazı kanunarım da inkar eden kafir bir toplumdun Allalı-ü Teala ezeli ve ebedi rehberimiz Kur'an-ı Kerinrde şöyle buyuruyor:

“Yoksa siz bu kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanın cezası dünya hayatında rezil olmaktan başka bîr şey midir sanıyorsunuz? “

Kıyamet günü İse böyleleri azabın en ağırına havale edilirler.


Allah yaptıklarınızı bilmez değildir."  (4)

Evet, Allah'ın bazı hükümlerine inanıp, bazı hükümlerini inkar etmesi münasebetiyle müşrik toplum; bölmeli kafa yapısına ve çifte kimlikli yaşantı biçimine sahip mürted damgalı mozaik bir toplumdur. Bakınız günümüzün mozaik toplumunu şehid Sedat Yenigün (Rh.a.) şöyle gündeme getiriyor:

"Evin içine gelelim. Anne Örtülüdür, baba namazlıdır. Çocuklar ne örtülü ne namazlıdır.


Hepsi bir arada yaşar ve birbirlerinden Memnundurlar. Acaba hangisinin yolu doğrudur? Her ikisi de doğru olamaz. Niçin rahatsız değildirler? Rahatsızsa ortada aile yoktur ya da inançta samimiyet yoktur. Ve o ev mecburi ikametgahtır her birisi için. Anne-baba görücü usulüyle evlenmiştir. Çocuklar flört etmektedir. Baba, hanımından gayrisini görmemişliğin saadeti içindedir. Çocukların aranjman müziği aşkın vefasızlığı, sevgilinin terkedip gittiği, arkadaşının aşkını çaldığından bahsetmektedir. Yürekler bin sızı, vefasızlık, terkedilmişliğin acısıyla doludur. Evlilik öncesi bin kocadan arta kalmanın taktığı sihirli, büyülü varlığı kaybetmiş, her zevki zamansız ve mekansız tatmış oğlanın kadında aradığı yalnı? bedeni istektir artık. Kadın tipinden kanıksamıştır. Bir çiçekle meşru yetinmenle alışkanlığı içindedir. Bu yapı nedir? Niçin anne-baba'da devam eden kararlı evlilik yerini sallantılı yuvalara bırakmıştır? Neden genç kız yolda örtülü anasıyla gezmekten, müdür oğlumuz sakallı, şalvarlı babayı arkadaşlarına göstermekten utanmaktadır?...


Niçin bir okulda hademeler Örtülüdür ve ayıplanmaz da bir genç hanım öğretmen Örtünce saldın konusu olur? Neden ressamlar sakallıdır, kolejlerde öğretmenler sakallıdır, televizyonda konuşan doktor sakallıdır, sosyolog sakallıdır da ortaokul Öğretmeni sakal koyunca kaymakam tarafından işten el çektirilir? Neden ana-baba; ilahiler, dualar, kına geceleri, gelin alayları ile evlenmiştir de çocuklar; kovboy müziği ile dans etmektedir? Neden düğünde ana-baba sığıntı gibidirler? Kayınvalide ak saçlarını gizlerde gelin her tarafını gösterir? Neden hicri yılbaşı hatırlanmazda miladi yılbaşı bütün çığlıklarla kutlanır, devlet özel araba seferleri koyar, sarhoşları taşımak için? * Neden müslüman ölüsüne fatiha okunmaz da saygı duruşu yapılır, çelenkler gönderilir, hiristiyan ölülerine mahsus müzikle atladırılır?,,. "Selamünaleyküm"e gülünür, "Günaydın" kibarın selamlaşması olur! Adı sünnet düğünüdür de, Hz. Peygamberdin sünneti yerine getirilen düğünde dansöz oynatılır, içki verilir. Neden bakkal dükkanına şarapların stünde "Allah'ın dediği olur" levhası asılı olur da Allah'ın demediği (menettiği) şarap satılır?... Neden oruç tutmaz da Ramazan Bayramı kutlar? Kurban kesmez de Kurban bayramı kutlar?... Şeriatla alay eder de camiye gider, cuma kılar. Sonra nadir bulunan bir imama rastlarsa düzene ihbar eder. Halifesiz toplumda Cuma'ya gitmeyenin dinden çıkacağına inanır!,.. .. Gündüz oruç tutar, gece kahvede kumar oynar! Allah'a inanmaz, ama yakınının namazını kıldırmamaya kalkan cemaate kızar! Her komünistin, (kemalistin. lieralistin, demokratın) masonun cenaze namazı kılınır, kılinmadığında gericiler, yobazlar diye ayağa kalkılır! Camiye gitmez, ezanın Türkçe`leştîrilmesinî ister. Ona üzülün Altta şalvar giyer, üstte fotür, kravat ve sakal... Müziğine bak, şu böğürür gibi şarkıda batı çalgıları ile doğu içiçedir ve gürültü esastır.

Bu nedir? Bu toplum normal bir toplum mudur? Yoksa mozaik bîr toplum mu? Çarpık toplum mu?1* (5) siddet toplum mu? Müşrik toplum mu?

 
Söyleyin Allah aşkına bu toplum müşrik toplum değil de ya nedir? Evet, evet, bu toplum, müşrik toplumun tâ kendisidir. Çünkü bu Laik-Demokralik toplum, Allah'ın kanun vaaz etme yetkisini parlementoya vermiştir, Allah'ın haram ettiği İçki, kumar, zina ve faizi serbest hale getirmiştir: Müşrik toplum: Allah'a karşı haddi ubudiyeti aşmış ve hayatını bütünüyle putlara, heykellere, şehvete, kuvvete, şiddete ve servete teslim etmiş imandan mahrum bir toplumdur. Yeri gelmişken şunu da beyân edelim: Müsrik toplumdaki her ferd müşrik değildir. Müşrik toplumda hem müslüman ferdler ve hern de müslüman cemaat bulunur. Nasıl ki Resul-ü Ekrem (s.a.v.) ile Ashabı Mekke Müşrik toplumunda bulunuyorlardı. Yalnız ahkam-ı şirk ile sevkü idare olunan bir toplumun içinde müslüman ferdlerin ve müslüman cemaatın bulunması o toplumu müşriki bir toplum olmaktan kurtaramaz. Toplum ve içindekiler serbest bir şekilde kendi hayatlarını şirk akidesine göre tanzim ettikleri müddetçe müşrikidir.


Vesselam Omer Muhtar


MÜSLÜMANLARIN MÜŞRİKLEŞTİRİLMESİ

 
Yeryüzünde Allah-ü Teala'ya Şirk koşan müşriklerin temel hedeflerinden birisi de, müslümanların muşrikleştirmektir. Müşriklerin müslümanları müşrikleştirmeyi temel hedef haline getirmelerinin sebebi, müslümanlarin varlığının müşriklerin saltanatlarıyla birlikte yok olacaklarının müjdesi olmalarındandır. Müşriklerin müslumanları müşrikleştirmeye çalıştıkları ve böyle bir çalışma içerisinde bulundukları nassı Kur'an ile sabit olan bir vakıadır. Müşriklerin müslümanların müşrükeştirmeye çalışmadıklarını iddia etmek, doğrudan doğruya nassı Kur'an'ı yalanlamaktır. Allah-ü Teala değişmez hayat mektebimiz Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor:

 "Sana haram olan ayı ve o ayda muharebe etmeyi soruyorlar. De ki: "O ayda muharebe etmek büyük bir günahtır.

Fakat, insanları Allah yolundan menetmek ve O'nu inkar eylemek, Mescid-i Haram'a gitmelerine engel olmak, onun ehlini oradan çıkarmaksa; Allah katında daha büyük günahtır. Fitne, katilden de beterdir.

 
MÜŞRİKLERİN GÜÇLERİ YETSE, SİZİ DİNİNİZDEN DÖNDÜRÜNCEYE KADAR SİZİNLE SAVASA DEVAM EDERLER 

"Sîzden her kim dinînden döner de kafir olarak ölürse; onların yaptığı ameller dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir, ve onlar cehennem ehlidirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır. "

1-Görüldüğü gibi, Alîm ve Habîr olan Allah'ın yerleştirdiği bu sadık hakikat, düşmanların sabit ve değişmez hedefi olan şer üzerinde habisanc ısrarı ve müslümanları dinlerinden döndürme gayesini belirtiyor. İslam düşmanlarının her çağda ve her yerde değişmeyen tek hedefi budun Bu. dinin ve İslam cemaatının düşmanlarının korku ve kini bizatihi İslam'ın yeryüzünde mevcut olmasındandır. Onun için de batıl yolunda olan müşrikler, zalim ve bozguncular, onun karşısında dayanmaktadırlar. Bu yüzden de müslüman kimseleri yollarından döndürmek, çok çeşitli küfür şekillerinden birisine sokmak için fırsat gözetmektedirler, Şunu unutmayalım ki; yeryüzünde İslam dinine inanan, İslam sistemine uyan, İslam nizamını yaşayan bir müslüman topluluk bulundukça, müşrikler batıl yollarından, zulüm ve fesadlarından emin olamazlar. Bu düşmanların müslümanlarla savaş yolları ve teknikleri başka başkadır. Fakat hedef hep aynıdır. Sadık müslümanları güçleri yeterse dinlerinden döndürmek.Ellerindeki silahları ne zaman kırılsa başka bir ilaha sarılmak. Kullandıkları vasıtaları ne zaman körelirse başka birisini bilemek.

2- Her ne suretle olursa olsun, mü'minleri dinlerinden döndürüp müşrik ve kafir yapmak, müşriklerin değişmeyen karakterleridir. Esasen mii'minleri dinlerinden döndürüp müşrik ve kafir yapmak, müşriklerin ve kafirlerin teselli kaynaklandır.

3- Müşrikler; gerek ferd, gerek aile. gerek toplum ve gerekse devlet seviyesinde müslümanları müşrikleştirme faaliyeti İçerisindedirler. Bakınız günümüz İslam topraklarını istila etmiş, bulunan müstevli mürted ve müşrikler, önce devleti putlaştırdılar. Sonra da putlaştırdıkları "devlet" mefhumuna bağlanıp itaat etmeyi Allah'a imanın bir gereği olduğunu müslümanlara kabul ettirmek suretiyle müslümanları müşrikleştirme yoluna gittiler Cahili sermayenin yeryüzünde gerçekleştirdiği cahili hakimiyeti sevimli gösterebilmek için insanı putlaştıran ideologlar, kendi yanlarından çıkardıkları hükümleri insanların "Ortak Arzuları" biçiminde sunabilmek gayretin-dedirler. Dikkat edilirse halkı müslüman olan ülkelerde en az tartışılan konuların başında "Kanun" ve "Devlet" kavramları gelir. Bu kavramlar (üzerinde asla tartışılmaz) tabu haline getirilmiş, cahili hakimiyet gizlenmiştir. Beşeriyete ibadet mezhebine (Hümanizme) iltifat etmeyen ve yeryüzünde, tasarruf hakkının yalnız Allah'a ait olduğuna inanan müslümanlara, laikleştirilmis İlimlerin gölgesinde korkunç saldırılar düzenlenir, îslami eğitim uzun süre terkedildİğî için, kitlelerde akaîd hususunda belirli bir çözülmenin var olduğunu bilen bu zalimler, Allah adına insanları yanlış yollara sürüklemekten asla çekinmezler.

4- Sanayi devrimini tamamlayan ve hammadde ihtiyacını gidermek, şirkin yeryüzündeki galibiyetini kesin hatları ile ortaya çıkarmak için, 20' nci yüzyılın başında bütün İslam topraklan işgal edilmiştir. Bazı çevrelerce ehl-i kitap diye sevimli hale getirilmek istenen, esasen üçlü teslis sistemi ile Allah'a şirk koşan bu cahili güç, tarih boyunca haçlı seferleri düzenlemiştir. Ümmet-i Muhammed'İn tarihînde haçlı seferlerinin önemli bir yeri vardır. Dikkat edilirse bundan 70 yıl önce Anadolu, Fransızların, İngilizlerin, İtalyanların ve Yunanların işgaline uğramıştı.

 
Kulaklarımızda hala acılı Yemen türküleri var, kalbimizde balkan acıları... Bunlarin sonunda ümmet-i Muhammed darmadağın olmuş birbiri ile olan ilişkileri bozulmuş, bütün zenginlikleri talan edilmiştir. Bütün bunlardan da önemlisi, islam topraklarında ideolojik devletler bas göstermiş, bir kısmı komünist Rusya'nın, bir kısmı da kapitalist Amerika'nın ileri karakolları görevini üstlenmiştir. Filozofların kurdukları bu cahili hakimiyet, eğitim kanalı ile geniş bir kitle tabanı meydana getirmiş, din bir "Manevi İhtiyaç" olarak vicdanlara hapsedilmiştir. Bütün bu gelişmelerde en büyük rolü; kendilerine "Aydınlar Ordusu" sıfatını uygun bulan müşrik devletlerin gönüllü gladyatörleri oynamıştır. Bu gladyatörlerin önemli bir bölümü sosyalist felsefeyi, bir bölümü de milliyetçi-mukaddesatçı, sağcı vee kapitalist felsefeyi temci olarak seçmişlerdir.Ancak ortak yönleri hepsinin demokrasiyi vazgeçilmez kabul etmeleridir.

5- Yani anlayacağınız müslümanları müşrikleştirme konusunda laikliğe İman etmis demokrat sağcı ve solcu müşrikler müttefiktirler. Şurası bir hakikattir ki; İslam topraklarında aklı esas alıp vahyi inkara dayanan deınokratik-laik eğitim ve öğretim kurumlari sahte ilahların vasıtasıyla müslumanlar üzerinde gerçekleştirilen müşrikleştirme operasyonlarıdır. Sebebi gayet açıktır. Vahye dayanmayan her eğitim ve öğretim kurumunun meyvesi, şirk ve müşrikliktir Evet, islam topraklarında silah gücüyle müslümanları müşrik yapamayanlar, demokratik-laik eğitim ve öğretim yoluyla müşrik yapma yoluna gittiler. İnsanlık tarihi boyunca şirki tercih eden müşrikler, hilebaz ve düzenbaz olmuşlardır.

Müşrikler, müslümanları müşrikleştirmek için birçok hile ve desiseye baş vurabilirler, Müslümanlara düşen görev, müşriklerin hile ve desiselerine aldanmamaktır Özellikle basiret sahibi müslümanların hiç aldanmamalan lazımdır. Fakat ne yazık ki bir taraftan dış güçler diğer taraftan sorumlu müslümanlar arasında nefsin arzularına boyun eğme ve işçilik gibi zaaflar fitnenin gayesine korkusuzca ulaşması için uygun ortamı hazırlamıştır. Fikir savası, vücuda girip etki göstermeyen fakat zayıf bünyeye isabet etti mi güçten düşüren mikrop gibidir. Nefislerde İslam akidesi sağlam olduğu ve onu muhafaza eden kişiler bulunduğu sürece islam düşmanlarının gayretleri rüzgarla birlikte geçip giden toz gibi geçer gider. Fakat akide zaafa uğrar da müdafaa kalesine düşmanlar yerleşirse işte ü zaman felaket olur.

6) Müslümanların fikir savaşında başarıya ulaşmaları ancak fert ve cemiyet hayatında islamı yaşama ve yaşatmaları ile mümkündür. Bu da düşmanların uzak görmedikleri bir ihtimaldir. Zira onlar (müşrikler) geçmişte müslümaların dinlerine sarıldıklarıni ve ondan uzaklaşmalarının mümkün olmadığım bilirler. Bundan dolayı da fikir savaşının neticeleri ile yetinirler. Yani müslümanın yaşantısında İslam'ın etkisini zayıflatmakla iktifa ederler. Müslümanı şaşkınlık içerisinde bırakırlar Neticede müslüman Öyle bir hal alır ki müslüman mıdır? Gayr-i müslim midir? bilinmez. Bu sonuç ise her halükarda düşmanların isine yarar.

7) Bunun için diyoruz ki; itikad ve amelde kendisiyle putperest ve heykelperest müşrikler arasında herhangi bir fark görmeyen bir kişi kendisini müslümanlardan değil, müşriklerden bilsin ve saysın. Günümüzde Mekke müşrikler inin karakterleriyle karakterlemniş olan Batı bütün dünya müslümanlarını muşrikleştirmeye çalışıyor. Bazı saf ve cahil mühminler "Bu batılılar iyi insanlar, ÎMF'yi bize gönderiyorlar, paramızı nasıl kullanacağınızı, aliş-verîşimizi nasıl yapacağımızı öğretiyorlar, bizim subaylarımızı kendi ülkelerinde eğiterek silahların nasil kullanılacağını öğretiyor, onları modern savaş tekniğine göre yetiştiriyorlar. Onlara fazla düşman olmaya gerek yoktur" diyebilirler. Fakat Allah-u Tea-la ayet-i kerîmede şöyle diyor:

"Eğer müşriklerin güçleri yeterse sizi dininizden dondürUnceye kadar sizinle savaşırlar"

Şunu unutayınız ki; geceyle gündüzün mücadelesi nasıl devam ediyorsa, vücudumuzda yararlı mikroplarla, zararh mikropların mücadelesi nasıl devam ediyorsa, dünya devam etliği müddetçe iman-küfür, mümin-kafir kavgası da devam edecek, son bulmayacaktır. Yalnız şu var ki, insanları dinden alıkoymak, adam öldürmekten daha büyük günahtır.

8) Yeryüzünde müslümanları İslam dininden uzaklaştırıp müşrikleştirmekten daha büyük bir terör olmaz. Bugün İslam topraklarında bu terör bütün şiddet ve hiddetiyle devam etmektedir. Müşriki kadroların kuvvet ve kontrolleri altındaki bütün kitle iletişim organları vasıtasıyla çağdaş putlar müslümanlara sevdîrilmeye çalışılmakladır. İslam'dan başka nizam, müslüman isminden başka isim kabul etmeyen müminleri yanıltan tek şey, bu müşriki faaliyetleri sürdürenlerin isimlerinin müslüman olması, bazen de birtakım İslami amellerde bulunmalarıdır. Şunu unutmayalım ki; İslami beldelerin birçoğunda müşrikler, müslümanları İslami kılıflar içerisinde müşrik ettirdiler.

MEKKE'DEKİ MÜŞRİKLER MÜSLÜMANLARIN ÜZERİNE KILIÇLA GELİYORLARDI. FAKAT BUGÜNKÜ MÜŞRİKLER MÜSLÜMANLARIN
ÜZERİNE NAMAZLA, "İHLAS" İSMİNİ KULLANARAK GELİYORLAR.

Hiç kimse buradan yola çıkarak müslümanları tekfir ettiğimizi iddia etmeye kalkışmasın. Bugün İslam topraklarında eğitim ve öğretim kurumlarında bacının batıl ve atıl kanunlarının şeriat-ı garradan daha üstün olduklarını iddia etmekle bitlikte namaza gidip müslümanları kandıranlara müşrik değil de ne demeliyiz? Şunu açıkça beyan etmekte fayda vardır;


Kur'an-ı Keriın'in ayetlerini, Resulüllah (s.a.v.)'in hadislerini müslümanlara unutturup bunların yerine çağdaş Dar'un Nedve hükmündeki parlementolar tarafından uydurulan şeriat dışı yasa ve anayasaları öğreten, beynelakvam (kavimlerarası) kurum ve kuruluşların norm ve formlarını kabul ettirmeye çalışanlar. Allah vardır deyip namaz kılsalar bile birer müsrik, yaptıkları iş de müslümanlan müşrikle sürmektir. Müslümanları
müşrikleştirme Cinayetinin kapsamı oldukça geniştir. Bunun içerisine "Müslümanları Hristiyanlaştırma" ile "Müslümanları Yahudileştirme" cinayetleri de girmektedir. Dolayısıyla müslümanlarm müşrikleştirilmesi tabiriyle hem müslümanlarin hrıstiyanlaştınlmasını ve hem de yahudileştirilmesini kasdettiğimiz unutulmamalıdır.

Günümüzde İslam topraklarında birtakım dini motifler taşıyan kurum ve kuruluşların "Dinlerin Birleştirilmesi" fikirini öne sürerek biraz Islamdan, biraz Hrisliyanlıktan ve biraz da Yahudilikten alarak insanlar için hoşgörü adına ortak bir din önermeye kalkışmaları, bila şekü şüphesiz müslümanları müşrikleştirmeye teşebbüste
bulunmalarıdır. Bel'anı kılıklı bu herifler, müslümanlarin gözlerinin içine baka baka müslümanları nıüşrikleştirmeye çalışıyorlar. Müslümanlar için bu bel'am kılıklı herifler, elleri dipçikli despotlardan daha tehlikelidirler. Allah-ü Teala hayat kaynağımız Kur'an-ı Kerim'de söyle buyuruyor:

"Ekl-i Kitap'dan bir taife söyle dedi: "Varın o müzminlere indirilenlere gündüzün evvelinde iman edin.Gündüzün sonunda da dönüp küfredin- Umulur ki dinden/islam'dan) dönerler." "

9) Bu ayeti kerimenin tefsirinde Şehid Seyyid Kutup (r.a.) şöyle diyor; "Yeryüzünde İslam'a karşı olan kuvvetler çok çeşitli şekillere ve kılıklara girmiştir. Hadd-î zatında bunların hepsi o ilk hile ve takdik esasına dayanmakta-dır... Bugünün İslam dünyasında bu şer kuvvetlerinin bedava dellaliğıni yapan satılmış veya aldatilmış orduları mevcuttur. Bazen Prof. etiketiyle, bazen filozof, doktor ve araştırmacı unvanıyla ve bazen de gazeteci, sanatkar, yazar ve şair sıfatıyla karşımıza dikilmektedirler. Adlari müslüman adıdır. Zira müslüman annenin ve müslüman babanin evladıdırlar. Ne yazık ki, bazen de "İslam Alimleri" olarak karşımıza dikilmektedirler. Satılmışlar ordusu bütün kuvvetlerini çeşitli adlar altında ve çeşitli üslublar ile müslümanların kalbinde yer eden itikad esasına karşı yöneltmişlerdir. İlim araştırma, edebiyat ve sanat, basın ve gazetecilik adı alımda bu hareketlerine devam etmektedirler. Esas gayeleri İslam akidesini temelinden yıkmaktır.

 
İtikad ve şeriat bağlarını kesip atmaktır. Ya da şeriata ve akideye dair hususları kendi keyiflerine göre te'vil etmektir. Hep İslam'ın "gericilik" olduğunu söyleyip durmakta ve bundan kurtulmanın çarelerini yaymaktadırlar.Dini, hayat sahasından çekerek veya hayatı dinin emrinden kurtararak din ile dünyanın arasım açmaktadırlar. Itikadi emirleri kökünden yıkan birtakım alışkanlıklar ve modalar, metod ve usûller ihdas çimektedirler... İcad ettikleri modalarla, fikir ve düşüncelerle imanı değer ve ölçüleri kıyaslayıp ellerinden geldiği kadar gülünç ve korkunç şekiller vermeye çalışmaktadırlar. İman, ahlak ve kaidelerinin üzerine kaim olduğu prensipleri yok etmektedirler. Böylece yetişen yeni nesli çirkeflerle dolu bir bataklık içine bırakmaktadırlar. Bütün ahkamı tahrif ettikleri gibi tarihi vakıaları büsbütün kirletmektedirler.

Bütün bunlardan sonra da onlar müslümandırlar öyle mi? Gayet tabii, müslüman ismi taşımıyorlar mı? Taşıdıkları bu müslüman adlarla açıkça müslüman olduklarını ilan etmektedirler. Sonra da irlikab ettikleri bu cürümlerle küfürlerini saklamamaktadırlar Bu nevi hareketleriyle de kadim ehl-i kitabın yaptıkları hareketi tekrarlamaktadırlar. Eski küfür şeklinden değişen sadece zaman ve mekanın şekli ve hudududur."

10) . İslam topraklarında gerek hile yoluyla ve gerekse kaba kuvvet vasıtasıyla müslümanları müşrikleştirme cinayeti bütün hızıyla devam etmekdir. Şunu herkes bilmelidir ki; bir fikri, bir düşünceyi yasaklamak, onu insanları zindanlara koymakla ortadan kaldırmak mümkün olmadığı gibi, yine bir fikri, bir düşünceyi şiddete, baskıyla, silah zoruyla insanlara kabul ettirmek de mümkün değildir. Bu münasebetle müslümanlar kendi hayatlarından şiddeti, baskı ve kaba kuvveti uzaklaştırmalıdırlar. Müslümanlarhiç kimseyi şiddetle, baskı ve kaba kuvvet yoluyla İslam'a getirme hakkına sahip olmadıkları gibi, işkenceci, baskıcı ve dayatmacı müşriklere boyun eğme hakkına da sahip değillerdir.

Müslümanlara düşen görev, kimden gelirse gelsin, işkenceye, kaba kuvvete, silah zoruyla fikri kabul ettirme eylemine karşı hak ve hakikat adına direnmektir. Sonuç olarak müşriklerin müslümanlan muşrikleştirmesi, Ehli Batıl'in Hakk'a karşı olan kin ve nefretlerinin bir ifadesidir. Müşriklerin müslümanlan müşrikleşlirmesine karşı ses çıkarmayıp kabul etmek, müşriki esmektir. Bu böyle biline...


La İlahe İllallah

 
kaynaklar..

1- Bakara Suresi/217 2- Fızilal'il Kur'an (Seyyid Kulüp) C:l, 511:227-228, Beyrut/1982 3- Envaru't Tenzil Ve Esranı't Te'viJ (Kadı Beyzavi) C: l, h: 152, 4- islani Devlet Düzeni (Ahmet Ağırakça) Sh:l08, İst/1978 5- Medeni Vahşet (Hmnü Akîaj) Sh:176-178, İst/1980 6- İslam Ülkelerinde Sömürge Ağı (Prof, Abdussahur Merzuk /Ter: Bilal Delice) Sh:57, İst/1988 7-îslam Ülkelerinde .Sömürge Ağı (Prof, Abdussabur Merzuk yTei: Bilal Deliccj SrM25 İst/1988 8^ Şifa Tefsiri (Mahmul Toptaş) C: L, Sh:456-457, İsi/1993 9-Ali İmran Suresi/72 10- Fizilal'il Kur'an (Seyyid Kutup) C:lp Sh:415-416, Beyrut


MÜSLÜMANLARIN MÜŞRİKLEŞMESİ

 
Yeryüzünün en büyük tehlikesi, müslumanların müşrikleşmesidir. Müslümanların müşrikleşmesi; ıslahın fesada dönülmesidir, temiz olanın necasete buluşmasıdır,imanın küfrün himayesine girmesidir. Başka bir ifadeyle müslümanların müşrikleşmesi; müslümanların Allah ile birlikte bir başkasına da ibadette bulunmalarıdır.

 
Şanlı önderimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "'Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, Allah'a şirk/ortak koşmadır Bilmiş olunuz ki:Şüphesiz onlar güneşe, aya veya puta tapacaklar diyecek değilim ve lakin bir takım amelleri Allah'tan başkası için işleyecekler ve gizli bir şehvet arzulayacakkır." (i)


Dikkat edilirse Resul-i Ekrem (s.a.v.)in ümmeti için en çok korktuğu şey, müslümanların müşrikleşmesidir.Müslümanların müşrikleşmesi; müslümanların itikad ve amel dünyalarına sahte ilahlara ve sahte irade beyanlarından ibaret olan ideolojilere teslim etmeleri neticesinde gerçekleşen bir cinayettir.

Müslümanların müşrikleşme cinayeti, bizzat Kur'an-.ı Kerim'in gündeme getirdiği bir cinayettir Allah-ü Teala ezeli ve ebedi hayat programımız Kur'an-ı Kerirn'de .şöyle buyuruyor:


"Üzerinde Allah (c,c.)rın adının anilmadiğı kesilmiş hayvanları yemeyin. Bunu yapmak Allah (c.c.)in yolundan çıkmaktır. Doğrusu şeytanlar sizinle tartışmaları için dostlarına  ışıldarlar. Eğer onlara itaat ederseniz şüphesiz sizde müşrik olursunuz."enam süresi /121

 
Görüldüğü gibi, müşriklere, kafirlere, mürtedlere itaat etmeyi itikad haline getiren ve bunu fiilen gerçekleştiren müslümanlar, seksiz müşriklerdir.Bu konuda İmam-ı Kurtubi (r.a.) şunları kaydediyor; "Şüphesiz mü'min. müşrik'e itaat etmekle müşrik olur.
Ancak bu itaati itikatta ise müşrik olur. Ama fiilen müşrike itaat eder. ancak akidesi selini, tevhid ve tasdik"üzere" kalmakla devam ediyorsa bu kişi asidir. Bunu iyice belleyiniz Evet, ..müslümanlar tarafından müşriklere itikadda yapılan her türlü itaat onları müşrik yapar.

 
Şunu unutmayalım ki;Allah'ın inz,al ettiği şeriat nizamını çirkin görerek onun yerine geçmek üzere kanun uyduranlar, çağdaş Dar un Nedve hükmündeki parlementolarda uydurulan kanunlara tabi olanlar, şeriatı garra İle hükmetmeyi yasaklayan devlet otoritesine saygı gösterenler, müslümanların şeriat düşmanı devlet otoritesine itaat etmelerini sağlamak için İslam adına fetva üretenler, yıkılmak üzere olan müşriki rejimin ekonomisini yükseltmeyi ibadet telakki edenler, ilahlar rejimi olan demokrasinin görevine bihakkın riayet edenler, Kur'an-ı Kerimle çelişen ve çatışan anayasalar etrafında milli birlik ve beraberliğe çağıran ve bu çağrıyı tasdik edenler, kılın hamurdan çıktığı gibi İslam'dan çıkıp müşrikleşmişlerdir.

 
Yine halkı müslüman olan ülkelerdeki imansız idarecilerin: :Halkın dinine dokunmadan Avrupa adındaki Fira vun'un gösterdiği çağdaş hedefler doğrultusunda halkı değiştirdiklerini ve Avrupa'nın da memnun olduğunu' iddia etmeleri, Kur'an-ı Kerim in ayetiyle yalanlığı tescil edilmis bir kuruntudur.

Allah-ü Teala bu konuda şöyle buyurmuştur:

 "Sen Yahudi ve Hristiyanların milletine/dinine tabi olmadıkça senden razı olmazlar." bakara/120

 
Şunu unutmayalım ki, Yahudi ve Hristiyanlardan meydana gelmiş olan Avrupa, amentüsü yani dînini değiştirmeyen müslümanlardan razı olmaz. Biz müslumanlar Avrupa adındaki Firavun ile birleştirmeye çalışanlar, doğrudan doğruya amentümüzle oynayıp bizleri rnüşrikleştirmeye çalışanlardır.

Burada vurgulamak istediğimiz şey şudur: müslümanların müşrikleşmesi ne kadar büyük bir tehlike ve cinayet ise, müslümanların müşrikleştirilmesi de en azından o kadar büyük bir cinayet ve tehlikedir.Şu bir gerçektir ki; müsiümanların müşriklesmesi ile müslümanların müşrikleştirilmesi, hak dinin parçalanmasının neticesinde ortaya çıkan cinayetlerdir. Yani tevhid akidesinin şirk akidesine dönüşmesinin birer neticeleridir.


Bugün İslam coğrafyasında birtakım insanlara rastlarsanız, isimleri Ahmet, Hüseyin. Abdullah'tır... Nüfus cüzdanlarında, din hanesi karşısında "İslam" yazılıdır. Çeyiz bohçasında evine gelmiş olan Kur'an bile vardır zaten kılıf içinde-.. Kurban keserler bayramlarda milli birlik ve beraberliği bozmamak için,-- Mevlüt okuturlar ölülerinin elliikinci gününde,,. Ama İslam'ın esaslarını (!) bu şekilde yerine getiren müslumanlarla (!) konuştuğunda şunları duyabiliyorsunuz onlardan;

 
Efendim, bu çağda da hırsızın eli kesilir mi? Bu medeni dünyada şarap haram olur mu? Seksin, yani fuhuşun bu kadar harc-ı alem olduğu bir dünyada, "zina haramdır denir mi? Hele hele güzel kapitalizmimizin yürümesi gerekirken, buna engel olacak olan faiz yasağından, faizin haram olduğundan söz edilir mi? Hele hele din fakültelerinde uzun uzun mantolar, tuhaf tuhaf örtüler, sakallılar -tabi çember olanları kastedmiyorum, yoksa modern sakala evet tabii- görünmesi çağdaşlıkla hiç bağdaşır mı? v.s


Şimdi aynı müslümanlara (!) deseniz ki: "Efendi, sen Allah'ın birliğine yani ortağı olmadığına, O'nun herşeyi bilip, herşeye kadir olduğuna, gönderdiği son peygamberin hak olduğuna, son gelen ve uyulması gereken kitabın Kur'an olduğuna İnanıyor musun?

Muhatabınız hemen şu cevabı verir:


Ayol sen beni gavur mu sandın; Allah'a İnanmamak, peygamberini tanımamak, Kur'an'ını öpmemek mümkün mü bizce? Biz herşeyden önce müslümanız Yani bunlara inanmayıp, kafir mi olayım?


Efendi, bunlara inanıyorsun ama, demin kabul etmediğin, çağdaş zihniyetine uymadığını söyleyin bütün esaslar, İnandığım söylediğin o Allah'a aittir.

Muhatabınız cevap veriyor;


Canım onlar irticai, modası geçmiş çağdışı şeylerdir. Hiç kabul edilir tarafı var mı' bunların?,.. Bu konuda ben, Kur'an'a değil, bağlı bulunduğum İlkelere inanıyorum!
Kur'anın ahlak ve ibadet emirlerini de başımın üzerinde kabul ediyorum. Fakülteye gelen örtülü kızları kovduktan sonra cuma namazına koşuyorum. Daha dün anneme, Almanya'da basılmış bir Kur'an aldım; daha nasıl müslüman olalım ki? Farzları kılmıyorsam da, teravihleri kaçırdıysam kahrolayım!..

Bu gibi insanların, Mekke müşriklerinden farkı nedir? Mekke müşrikleride Allah'a inanıyor, yeri ve göğü O'nun yarattığına, yerlerin ve göklerin güçlerinin O'nun elinde olduğuna inandıkları gibi bunu söylüyorlardı Hatta Mekke'deki müşrikler Allah'a inanmakta: "Biz hacılara hizmet edenleriz, biz Kabenin sahipleriyiz" diyerek yarışıyorlardı. buna ne diyecegiz? bu mantıklara Yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal....Ama bunun yanında Allah'ın hükmü yerine Mekke Şirk Devletinin Millet Meclisi olan Dar'un Nedve- nin kanun ve yasalar yapmasını kabul ediyorlardı.

 
Tıpkı günümüzün Allah'ın şeriatıyla İdare olunmayı reddedip onun yerine demokrasiyi tercih edip parlementolarda şer'i şerifle çelişen ve çatışan kanunları uyduran Laik-Demokrat sağcı ve solcular gibi!

 
Şimdi düşünelim meydanlarda müslüman olduklarını söylemeyi ihmal etmeyen Laik-Demokrat sağcı ve solcular ile Mekke'deki müşrikler arasın da ne fark vardır? Şunu bilmekte fayda vardır:


Çağdaşcılık adına müslüman oldukları halde islam'ın bazı hükümlerini reddedenler, Allah-ü Teala'ya has ve mahsus olan kanun,nizam ve şeriat vazetme hakkını parlementerlere ve parlementolara devredenler, seksiz ve şüphesiz müşrikleşenler dir.

Allah-ü Teala'nin gaybı bilme sıfatıni üstadlara, şeyhlere verenlerde müşrikleşenlerdir. Bakınız bu konuda Muhammed Kutub şöyle diyor:


"Günümüzde en yaygın olan şirk, türbelere ve velilere ibadet, müridin gözünde şeyhin onunla Allah arasında aracı olacak kadar büyütülüp şişirilmesi, Allah'tan başka kimseye yöneltilmeyecek bazı ibadetleri ölü olsun, sağ olsun bu şeyhlere yöneltmektir.

 
ki kaldıki her namazda okudugumuz iyyakeneabudu ve iyya kenestain.!!!

 
ancak sana kulluk ederiz ancak senden yardım dileriz gerisinin tamamina (LA....HAYIR)

 
Bugün elbette insanlar Mekke'deki eski müşrikler gibi yontulmuş putlara tapınmıyorlar. Fakat bereket umarak türbelere el sürmeyi, kesin kabul olur inancıyla türbenin yanında dua etmeyi, türbede yatandan yardım İstemeyi, sıkıntılarında imdat dilemeyi, kaderin akışım değiştirmeye güç yetirecek şekilde Allah katında itibar sahibi olduğuna inanmayı ne diye isimlendireceğiz?


Veya Allah'ın kutuplara, abdallara Allah'ın mülkünden tasarruf yetkisi verdiğine, bu nedenle mürid şeyhinden şefkat, merhamet isteyip tazarruda bulunursa işleri şeyhin mürid yararına çevireceğine ve onu tehlikeden koruyacağına inanmayı ne diye İsimlendirelim? nasıl???????

Arap yarımadasının müşrikleri şöyle demiyorlar mıydı?

 "Biz, bunlara bizi Allah'a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz"zümer 3


ama dikkat edin hz adem de şeytanı bildigi halde ona uyması cennetden kovulması da bu olaya işaret eder. nasil kandırmıştı.. sen bunu ye Allah`a daha çok yakın olacaksın Yani biz bunların zatları için değil, fakat onların Allah katındaki itibarları için ibadet ediyoruz!" (7) Bu münasebetle diyoruz ki; hocalarına, üstadlarına ve şeyhlerine Allah-ü Tealaya ait olan sıfatlar verenler ve Allah'ın değişmez hükümlerine göre hocalarını, Üstadiarmı ve şeyhlerini denetlemek ve kontrol etmek şuurundan mahrum olarak tabi olanların durumu, Mekke müşriklerinin durumundan pek farklı değildir.


Unutulmaması gereken hakikatlardan birisi de şudur: îtikadi ve ameli alanlarda hocalarını, üstadlanm, şeyhlerini, abilerini, politik parti liderlerini putlaşman ve bunların sözlerini vahiy makamında görüp tabi olanlar da, bilfiil müşrikleşenlerdir.

 
Dilden söyledikleri kelime-i şehadet ile "Allah'ın dinine7' girmiş olduklarını ve fiilen yaptıkları abdest, taharet eda ettikleri namaz, tuttukları oruç ve ifa ettikleri hac dolayısıyla müslüman olduklarını sanıpta bunun dışında kalan ahkam ve diğer hususlarda Allah'tan başkasının buyruklarına uyanlar. Allah'ın emrinin zıddı olan sistem ve prensipleri benimseyenler, Allah'ın şeriatına tamamı tamamına zıt olan hükümleri tatbik edenler...


Sonra bu her gün yenilenen putların isteğini yerine getirmek ve arzularını tatmin etmek için bu uğurda ırzlarını, ahlaklarını, mallarım ve canlarını verenler...


Bu putların istek ve arzularıyla bu dinin emir ve hükümlerini çatıştığı zaman Allah'ın emir ve hükümlerini arkaya atıp putların istek ve arzularıni yerine getirenler... Evet, bütün bu yaptıklarına rağmen hala Allah'ın dininde" olduklarını "müslüman" kaldıklarını sananlar bir kere kendilerine gelsinler de içinde yüzdukleri" şirki görsünler...

 
Kısacası hayatlarının bir kısmında Allah'ın dinine bağlı olup ta diğer boyutlarında başkalarının emir ve direktiflerine bağlananlar, doğrudan doğruya müşriki eşeni erdir. Hayatlarında iki dine, iki ilaha hizmet edenlerin isimleri ve unvanları "müslüman" da olsa. onlar müşrikleşenlerdir.


La İlahe İllallah

MÜŞRİK TOPLUMUN MEYVESİ; ÇOK DÎNLÎ OLMAK


Yeryüzünde İslam'dan başka bir din; nizam ve sistem aramak, Islamsız kalmaya karar vermek demektir. İslamsızlık ise. doğrudan doğruya Müşrik olmak için Şirke başvuruda bulunmaktır. Esasen şirk; çok ilahlı ve çok dinli olmaktır, Çok dinli olmaya kalkışmak; yani İslam ile birlikte başka beşer kaynaklı birtakım ideoloji ve mitolojiye tabi olmaya kalkışmak, fıtratla ve fıtratı halkeden Allah-ü Tea-la ile savaşmaya kalkışmak demektir.

Allah-ü Teala değişmez hayat programımız Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor:

"Onlar, Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa hepsi ister istemez O'na boyun eğmiştir ve ahirette ona çevrilip götürüleceklerdir."(1)

Görüldüğü gibi, Allah'ın dininden; Allah'a itaatten, Hakk'a teslimiyetten başka bir istek ve talebde bulunmak, çok dinli olmaya teşebbüste bulunmak demektir. Çok dinli olmak, müşrik olmak demektir.


Müşrik olmak da; insani kimlik ve kişilikten soyulup İki sürü arasında gidip-gelen şaşkın koyuna dönüşmektin Daha doğrusu müşrik olmak; kuşlar gibi hür olmaktansa, köpekler gibi bir kemik için sahte ilahların kapılarında dolaşmaktır.


Bundan ötürüdür ki; müşriklik muminliğin zıddıdır. Çünkü nıü'min olmak; köpekler gibi: sahibinin "Yarını yalanarak yaşamaktansa, kuşlar gibi hür olmayı tercih etmektir. (2) Bunun için diyoruz ki; çok dinli olmak hür değil, aksine çok yönlü kula kul ve köle olmaktır Çok dinlilik; tek dinli olmaya engeldir.

Nasıl ki çok İlahlılık tek ilaha kul olmaya engel olup yol vermiyorsa, tıpkı bunun gibi çok dinlilik de tek dinli olmaya müsaade etmez. Mekke'deki müşriklerin tek din/nizam olarak İslam'ı kabul etmelerine çok ilahlı ve çok dinli olmalan engel olmuştur. Gerçekten Mekke'deki müşrikler; birçok sahte ilah adına Allah-ü Teala'nm ilahlığını kabul etmemişlerdi. Allah`u Teala buyuruyor:

“(Müşrikler) içlerinden kendilerine uyarıcı bîr peygamber geldiğine şaştılar da, o kafirler yöyle dediler; "Bu, bir sihirbazdır, bir yalancıdır." "(3)

"(Birbirlerine) O, bütün ilahları, bir tek ilah mı yapmış?Doğrusu bu, şaşılacak birşey!rf(4) "Kureyş'in ileri gelenleri (birbirlerine): "Haydi yürüyün ilahlarına (ibadet etmekte) devam edin. Doğrüsu, arzu edilecek olan budur" diyerek ayrılıp gittiler.' (5)


"Biz bunun söylendiğini diğer dinlerde işitmedik; mutlak bu bir uydurmadır" (6)

Görüldüğü gibi, çok dinli olmak, çok ilahlı olmanın bir neticesidir. Allah'tan başka ilah edinenlerin elbette ki islam'dan başka dinleri,nizam ve sistemleri olacaktır. Günümüzde hayat-ı beşeriyyenin sevk-ü idaresi konusunda İslam'ın dışında birtakım beşeri ideoloji ve mitolojiler üzerinde direnenler, bila şekü şüphe Allah'tan başka ilah edinen müşriklerdir.


Şurası bir gerçektir ki; çok dinlilik. çok ilahlılık, müşriki toplumların varlık ve sağlık sebebleridir. Çünkü müşrik toplum; birden fazla dinin ve birden fazla ilahın iradesinin şekillendirdiği toplumdur.


Müşrik toplumu kabul edip oluşumuna ve olgunlaşmasına katılmak, çok dinli ve çok ilahlı olmayı gerektirir. Tabii ki, çok dinli ve çok ilahlı toplum, kavga ve kargaşa toplumudur Çünkü böyle toplumlar, sahte ilahların egemenlik savaşlarının sahnelendir. Her ilahın hevası başka söyler ve her ilah topluma sadece kendisinin hükmetmesini ister. Bunun içinde müşrik toplumda insanların sevkü idaresi tek bir ilah olan Allah'ın iradesinde değil, muhtelif sahte ilahların iradesine bağlanmıştır.


Adeta müşrik toplumda birden fazla ilah olmazsa toplumun sevkü idare edilemeyeceği kanaati hasıl olmuştur. Ve bu kanaat, hakikî tek İlah olan Allah'a bağlanmaya ve onun hükümleriyle sevk ü idare olunmaya engel olmuştur.

Müfessirin Ulemadan M. Hamdi Yazır (Rh,a.) şöyle diyor:


"Atalarından beri şirke alışmış olan cahîliyye kafası bu kadar muhtelif insanların muhtelif amel ve hissiyyatını yalnız bir mabudun nasıl tatmin edebileceğini düşünemiyor, herşeyin mülkiyetinin Allah'ın elinde olduğunu biliyor da tevhide (Tek İlah Allah'tır ve hayatın idaresi sadece Allah'a ve O'nun nizamına bağlanacaktır ilkesine) teaccüb ediyor.11 (7)


Evet, müşrik mantık, 'hakiki ilah olan Allah-ü Teala ile sahte ilahları birbirine karıştıran ve sürekli sahte ilahların iradelerinden yana tercihte bulunan mantıktır. Çağlar ve zamanlar değişmiş, ama bu müşrik mantık değişmemiştir. Yani bütün çağlarda ve mekanlarda çok dinli, çok ilahlı olmak, müşrik mantığın üzerinde karar kıldığı bir durum olmuştur.


Şunu bilelim ki; günümüzde Allah'ın hakimiyeti yerine Halk'in hakimiyetini esas alıp alternatifsiz tek nizanı İslam ile idare olunmak yerine Çağdaş Dar'un Nedve hükmündeki parlementolarda muhtelif heva ve heveslerinden kaynaklanan kanunlarla, yasalarla, anayasalarla, ideoloji ve mitolojilerle idare olunmayı kabul edip tasdik edenler, seksiz şüphesiz çok dinli ve çok ilahlı olmayı kabul edip tasdik edenlerdir.

 
Günümüz müslümanlarmı bu meselede yanıltmak ve kandırmak için laikliğe iman etmiş Demokrat sağcı ve solcu müşrikler tarafından ileri sürülen tumturaklı sözler, süslenmiş vecizeler, enva-i türlü hile ve desiseler nafiledir.
Biz biliyor ve inanıyoruz ki; taşkın zalimler halkı, halkın işleriyle ilgilenmekten, gerçeği aramaktan ve karşılaştıkları mühim gerçekleri düşünmekten alıkoymak isterler.Zira halkın bizzat hakikatleri bilmeye çalışması, azgınlıklar ve ekabir takımı için tehlikedir ve halkı içinde boğmak istedikleri uydurmacalarının içyüzünü meydana çıkarmaktır.


Oysa kendileri ancak halkı batıl vadilerde boğarak hayatlarını idame ederler. Sonra da insanlara karşı kendilerine en yakın olan akideyi siper ederek, sureti haktan görünürler (8) Böylece sahte ilahlık saltanatlarını sürdürüp giderler. Şu bir gerçektir ki; Allah'ın hakimiyetinden başka hakimiyet çeşil ve türlerine, Allah'ın nizamı olan İslam'dan başka nizam ve sistemlere bağlanmak, çok dinli* likle ve çok ilahlı olmakla bütünleşmektir.

 
Yeryüzünde İslam Dininden başka birtakım batıl ve atıl dinlerin bulunması mümkundür. Müslümanın islam'dan başka dinlere mensub olanlarla bir dünyada ve bir arada islam'ın hükümleri üzerinde hayatını devam ettirmesi, İslam Dini ile birlikte başka birtakım nizam ve sistemler edinmesi asla ve kat'a mümkün değildir.


Çünkü böyle bir durumda müslümıan ismi gider onun yerine müşrik ismi gelir. Çok dinli ve Çok ilahlı olmak, müşrik toplumun meyvesidir. Tabii ki, çok dinli olmanın meyvesi des kaypaklık ve dalkavukluktur. Dikkat edilirse, birer müşriki toplum olan Demokratik-Laik toplumlarda müslümanlan kanun kuvvetiyle, dipçiklerinin zoruyla Demokrat ve Laik yapma faaliyetleri gündemdedir.


Dolayısıyla Demokratik-Laik toplumlarda geçer akçe olan en kıymetli vasıflar, kaypaklık ve dalkavukluk vasıflarıdır. Resulüllah (s.a.v )e birden fazla ilah ve dinleri adına karşı çıkan Mekke müşriklerinin oluşturdukları toplumda da yaşamın devam etmesi kaypaklık ve dalkavukluk öngüriHüyordu, Resulullah (s.a.v) kaypaklığı ve dalkavukluğu kabul etmediği için işkenceye tabi tutulmuş, ashabıyla birlikte ekonomik boykotlara uğramış ve çok dinli, çok ilahlı olmayı kabul etmediği için anayurdu olan Mekke'yi terketmiştir.


Yeri gelmişken şunu da beyan etmekte fayda vardır: islam'da bir insanı şiddetle, kaba kuvvetle İslam'a getirmenin yeri yoktur. Çünkü islam, çok dinli, çok ilahlı olmayı kabul etmeyen bir dindir. Allah-u TeaLa şöyle buyuruyor:

"Dileyen iman etsin, dileyen küfretsin." (9)


Bu ayeti kerimenin ışığında diyebiliriz ki; belli bir dine, belli bir ideolojiye inanmış ve bağlanmış herhangi bir kimseyi, silah zoruyla, kaba kuvvetle, şiddet ve hiddetle ikinci, üçüncü bir din ve itlcoljiye inanmaya ve bağlanmaya mecbur eden sistem ve düzenlere karşı en büyük devrim ve en hakiki inkılab İslam'dır, Dolayısıyla çok dinli ve çok ilahlı olmak, şirkin ve şirke dayanan müşrik toplumun sosyal hayata yansıyan en büyük terörüdür.


Bunun İçin diyoruz ki; müşrik toplumdan kurtulmadan terörden, kaypaklık ve dalkavukluktan kurtulmak mümkün değildir. Şunu herkes bilsin ki; müşrik toplumda müslüman zindana gider, idama gider, ölüme gider. Ama velakin çok dinli ve çok ilahlı olmaya asla ve katian gitmez. Hele hele müslümandan kaypaklık ve dalkavukluk hiç beklenmez. Çok dinli ve çok ilahlı olmayı kabul edip kaypaklık ve dalkavuklukta karar kılanlar, müşrik toplumun müştereki olan müşriklerdir.



KAYNAK

1-NahlSuresı/51-52 2- Tcvhe Suresi/31 3- El-îslam (Saki Havva) Sh:4Ü-44, Beyrut/1981 4- Bakara Suresi/85 5- Bir Şehidin Notları (Sedat Yeniyim j Sh: 148-150, k/1990


KAYNAK
l-Ali İmran Suresi/S3 2- Köleliğin Alfabesi Hürriyetin Elifbası (Mahmut Toptaş) Sh:12, İsi/1988 3- Şad Suresi/4 4- Şad Suresi/5 5- Şad Suresi/6 6- Şad Suresi/7 7- Hak Dini Kur'an Dili (M. Hamdi Yazır) C:6, 8*1:4085, İst/1971 8- Fızüal-il Kur'an (Seyyid Kuıup) C:5, 311:3009, Beyrut/1932 9-Kehf Suresi/29

Selam ve dua ile

 

www.tevhid.eu

 TUM MAKALELER